enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
12,4902
EURO
14,1332
ALTIN
720,04
BIST
1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Sağanak Yağışlı
21°C
Bursa
21°C
Sağanak Yağışlı
Pazartesi Kuvvetli Sağanak
22°C
Salı Yağışlı
14°C
Çarşamba Hafif Yağmur
7°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C
diyarbakır escort, diyarbakır escort, elazığ escort, elazığ escort, arsuz escort, arsuz escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort, denizli escort,

‘EKOTURİZM POTANSİYELİ ÖNCELENMELİ’

‘EKOTURİZM POTANSİYELİ ÖNCELENMELİ’
10.11.2021 07:20
0
A+
A-

Eğitimci, mağaracı, dağcı ve gönüllü alan rehberi Alim Ölmez, Mustafakemalpaşa’da ekoturizm çalışmalarının arttırılması gerektiğini söyledi.

Yalova Ekoturizm ve Sağlıklı Yaşam Derneği (YEK-SAY-DER), Mustafakemalpaşa’nın sonbahar çağrısına cevap vererek, Suuçtu Şelalesi ve Çataldağ ormanlarına çıkarma yaptı.

Yalovalı gezgin heyete öncülük eden gönüllü alan rehberi Alim Ölmez, Mustafakemalpaşa’ da ekoturizm açısında son derece zengin doğal alanların ve gezilebilecek güzel yerlerin olduğunu vurgulayarak; “Yerel yöneticilere ve bölge halkına, ekoturizm tür ve çeşitleri ve yöntemleri hakkında eğitim, kurs ve brifingler verilmeli, kendilerinin de ürün ve eko-konaklama imkanları geliştirmesi için destek sağlanmalıdır” dedi.

Kurulduğu günden itibaren Yalova köylerinin ekoturizme kazandırılması kapsamında çalışmalarını sürdüren Yalova Ekoturizm ve Sağlıklı Yaşam Derneği, geçtiğimiz hafta sonu Suuçtu ve Çataldağ ormanlarında yürüdü.

YALOVA’DAN HER SENE İKİ TUR

16. kez Mustafakemalpaşa’ya gelen heyet, Alim Ölmez rehberliğinde sonbaharın keyfini çıkardı.

Muradiye Sarnıç Tesisleri

30 doğasever, yaklaşık 20 kilometrelik parkurda doğa yürüyüşü yaptı.

2011 yılından bu yana Mustafakemalpaşa’ da biri sonbahar diğeri ise ilkbaharda olmak üzere her yıl iki etkinlik oluşturduklarını söyleyen Yalova Ekoturizm ve Sağlıklı Yaşam Derneği Başkanı Ahmet Yiğit, pandemi nedeniyle ara verdikleri faaliyetlere ilk olarak Suuçtu ve Çataldağ’dan başladıklarını söyledi. Mustafakemalpaşa’nın doğallığına hayran kaldıklarını belirten Yiğit, şehrin markası peynir tatlısı, simit ve lezzetli peyniriyle adından söz ettirdiğini kaydetti.

Faaliyet içeriği hakkında bilgi veren Alim Ölmez ise Çataldağ ormanlarında başlayan yürüyüşün, Çobandede ve Çataltepe zirve tırmanışlarının ardından orman içi patikalardan sonbahar güzellikleri eşliğindeki Suuçtu Şelalesi’ne kadar sürdüğünü söyledi.

‘MUSTAFAKEMALPAŞA’NIN POTANSİYELİ VAR’

Mustafakemalpaşa’nın ekoturizm potansiyeli hakkında konuşan Alim Ölmez, bu açıdan son derece zengin doğal alanlar ve gezilebilecek güzel yerlerin olduğunu ve potansiyelin arttırılmasının gerekliliğine işaret etti.

Ölmez; “Ekoturizm, oldukça yeni bir kavram. İlk kez 1992 Rio Çevre Zirvesi’nde sürdürülebilir bir dünya ve çevre için kriterler ortaya konmuştu. Bu kriterler, turizme de uyarlanarak, çevreye zarar vermeden, ondan yararlanma yöntemlerinin geliştirilmesi ve tüm yerli halkların kültürlerini yok etmeden, onların turizm faaliyetlerinden yararlanmalarının sağlanması şeklinde özetlenmişti. Günümüze kadar geçen süreç içinde, giderek ‘ekoturizm’ kavramı ve tanımı benimsendi. 2002 yılının Mayıs ayında, Kanada’nın Quebec kentinde, 133 ülkeden gelen 1100 delegenin katılımıyla yapılan ‘Dünya Ekoturizm Zirvesi’nde, tüm ülkelerin benimsediği ortak bir tanım saptandı. Buna göre ekoturizm, ‘yeryüzünün doğal kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına alan, bunun yanı sıra yerel halkların ekonomik kalkınmasına destek olurken, sosyal ve kültürel bütünlüklerini koruyup gözeten bir yaklaşım ya da tavır’ olarak benimsendi. Bu kavramı benimseyen ülkelerin, doğal sonuç olarak benimsemeleri gereken prensipler ve uygulayacakları yöntemler ise ekoturizm politikaları ve kurallar geliştirmek, planlama yapmak, ekoturizm alanında ürün geliştirmek, pazarlama ve tanıtım yapmak ve getiri ve götürülerini (maddi ve manevi ) izleyip saptamaktır” dedi.

‘DOĞAL ÇEVRENİN SÜRDÜREBİLİRLİĞİ İLKE EDİNİLMELİ’

Ekoturizmin, her şeyden önce ‘çevre ve kültür değerlerinin sürdürülebilirliğini garanti altına alan, yerel halklara maddi yarar sağlayan turizm’ olarak kavransa da, ağırlıklı faaliyet alanı olarak doğada yapılan turizm türlerini kapsadığına dikkat çeken Ölmez, şöyle konuştu; “Buna göre, el değmemiş doğada yapılan tüm turizm çeşitleri, ekoturizmin kapsamına girmektedir. Ekoturizmin iki önemli kriterinden biri olan, ‘doğal çevrenin sürdürülebilirliği’ ilkesine, bu doğa turlarında sıkı sıkıya uyulmalıdır. Doğa turlarında seçilen rota, bu turlar için eğitilmiş uzman rehber kullanılması, turlarda mutlaka uyulması gereken kurallar, çok önemlidir. Gerek tur düzenleyen acentaların, gerekse tur katılımcılarının uyması gereken diğer kurallar ise şöyle özetlenebilir: Milli Park, doğal koruma alanı vb. ilan edilmiş bölgelerde, ilgili bakanlık ve kurumlarca konulmuş kurallara kesinlikle uymak, girilmesi ya da kamp yapılması yasak ya da kısıtlamalı bölgelerdeki yasaklara uymak. Gezilen veya kamp yapılan yerlerde belirlenmiş gezi rotaları varsa, bunlara kesinlikle uymak, tecrübeli doğa rehberinin uyarı ve yol göstericiliğine uymak. Gezilen yerlerde flora ve faunaya asgari zarar verecek şekilde hareket etmek. Gezi faaliyeti sırasında çevreye hiçbir şekilde atık bırakmamak, doğada silinemeyecek izler bırakmamak. Özellikle nesli tehlikede bulunan hayvanların bulunduğu bölgelerde gürültü vb. kirlilik yaratmamak. Acentalar için: flora ve faunanın korunmasına özel önem verilen yerlerde gerek yıl içinde, gerekse uzun vadede tur rotalarını, koruma ilkelerini gözeterek, sık sık değiştirmek; yetkili resmi kurumlar tarafından doğa ve dağ rehberliği sertifikasyonu varsa, mutlaka sertifikalı rehberler kullanmak, eğer yoksa doğa turları konusunda uzman kurum ve kişilerden eğitim almış tecrübeli rehberler kullanmak.”

‘YEREL HALK MADDİ PAY ALMALI’

Ekoturizmin ikinci önemli kriterinin ‘yerel kültürlerin sürdürülebilirliği ve yerel halkların bu turizm faaliyetinden yarar sağlaması’ ilkesi olduğunu kaydeden Alim Ölmez; “ Bu, iki önemli prensibi barındırıyor. Birincisi, ekoturizm faaliyetinin yapıldığı bölgenin yerel halkının, bu faaliyetten maddi bir pay alması. Bunu sağlamak için öncelikle, uluslararası büyük tur operatörlerinden ziyade, ülke hatta bölge çapındaki daha küçük acentaların ekoturizm faaliyetinde yeralması arzu ediliyor. Bu acentaların, tur programlarını yaparken, olabildiğince tur gereksinimlerini bölgeden sağlamaları, bölgeye maddi yarar sağlanmasının önemli bir önkoşulu. İkinci önemli prensip ise, bir bölgeye turizm aracılığıyla katkı sağlarken, maddi ve manevi kültür unsurlarının bozulmaması prensibi. Otantik kültürlerin, ahlaki değerlerin bozulmadan yaşadığı bölgelerde, turist gruplarının bu değerlere saygılı davranması gerekiyor. Kılık-kıyafet konusuna özen göstermek, dini ve ananevi değerlere saygılı davranmak, yerel yeme-içme-eğlenme gibi geleneklere uyumlu davranmak ve mümkün olduğunca katılmak gibi. Ayrıca maddi kültür eserlerine de saygılı davranmak, korumacılığı desteklemek, gerek turizm profesyoneli, gerekse tüketici olarak, yerel dokuyla uyuşmayan modern mimari ürünleri yerine, koruma altına alınmış otantik yapılarda hizmet veren konaklama tesislerini tercih etmek ve desteklemek gerekiyor.  Artık tüm dünyada bu çevreci tutumu benimseyen acentalar ve onların turları destek görüyor ve tercih ediliyor. Hatta bu anlayışla faaliyet gösteren acentalara, özel ödüller, belgeler veriliyor. Gerçekten de, insanların tüm yeryüzünde birbiriyle buluşması, kaynaşması ve barış içinde bir arada bulunmasını sağlayan turizm hareketleri, ancak böylesi bir anlayışla, var olan değerlere zarar vermeden sürdürülebilir” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE POTANSİYEL CENNET’

“Türkiye’nin zengin coğrafyası ve doğal potansiyeli, doğa turizmi türleri açısından büyük bir şanstır, ancak bilinçsizce davranılması sonucunda, hızla çevre değerlerinin bozulması da kaçınılmaz olacaktır” diyen Ölmez şöyle konuştu; “Bu potansiyel tehlikeyi acilen görüp, doğa içinde yapılan tüm turizm türlerinde ‘çevreyle barışık’ tarz ve yöntemleri benimsemeliyiz. Ekoturizm kavramı Türkiye’de yeni tanınan bir kavram ve maalesef, resmi kurumlar bu turizm türünün sürdürülebilmesi için, gerekli düzenlemeleri yapmış değiller. Bu konuda ilgili bakanlıkların (Turizm, Orman, Çevre, Kültür) acilen koordineli bir çalışmayla, ortak ve kesin kurallar ve gerekli yerde cezalar saptamaları, dağ ve doğa rehberliği için sertifikasyon programları geliştirip uygulamaya koymaları, ekoturizm bölgeleri ve rotaları saptanması, en öncelikli önlemlerdir. Bunlarla paralel olarak ve daha uzun bir süreç boyunca da, hem turizm profesyonellerinin, hem de bölge halklarının, ekoturizm konusunda bilinçlendirilmeleri ve eğitilmeleri gelmelidir. Özellikle ekoturizmden gelir sağlayacak olan bölge halklarının, sahibi ve bekçisi oldukları doğal ve kültürel zenginliklerin bilincine varmaları ve ancak bunları koruyarak, insanlığa ve kendilerine fayda sağlayacaklarını kavramaları gerekmektedir. Yerel yöneticilere ve bölge halklarına, ekoturizm tür ve çeşitleri ve yöntemleri hakkında eğitim, kurs ve brifingler verilmeli, kendilerinin de ürün ve eko-konaklama imkanları geliştirmesi için destek sağlanmalıdır. Turizme erken açılmış bazı kıyı bölgelerimiz hariç, henüz ülkemizin pek çok bölgesinde doğa bozulmamış ve bakirdir ve özellikle endemik türler, flora ve fauna konusunda dünyada eşine az rastlanır bir zenginlik vardır. Buna sosyo-kültürel değerler de eklenince, Türkiye, ekoturizm konusunda potansiyel bir cennettir. Bu potansiyeli değerlendirip geliştirmek, hepimizin görevidir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.