UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun önerisiyle, Şeyh Edebali’nin vefatının 700. yılı münasebetiyle 2026 yılı ‘Şeyh Edebali Yılı’ ilan edildi.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” nasihatiyle Osmanlı Devleti’nin fikrî ve ahlâkî temellerini atan Şeyh Edebali’nin; başta eğitim kurumları ve Diyanet teşkilatı olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ülke genelinde hak ettiği şekilde anılması ve anlatılması en büyük temennimizdir.
Şeyh Edebali ve onunla aynı çağda yaşayan Sadrettin Konevî, Mevlânâ gibi büyük yol göstericilere 700 yıl önce nasıl ihtiyaç duyulduysa, bugün ve bundan sonra da aynı ölçüde ihtiyaç duyulacaktır. Zira bir cihan devletinin kuruluşuna öncülük eden, adalet temelli devlet anlayışını inşa eden bu nasihatlere her daim muhtacız.
Bu toprakların vatan edilmesinde ve devlet kurulmasında böylesine büyük öncülerimiz varken, onların hayatları ve fikirleri ilköğretimden üniversiteye kadar ders olarak okutulmalıdır. Çünkü üzerinde yaşadığımız bu mübarek coğrafyanın maddî kalkınmaya olduğu kadar, hatta ondan da fazla manevî kalkınmaya ihtiyacı olduğu açıktır.
Umarız ki Şeyh Edebali Yılı; para, makam, şöhret ve mevki hesabı yapılmadan, Allah rızasını önceleyen bir anlayışla, samimi ve derinlikli programlarla idrak edilir. Şeyh Edebali Hazretleri’nin manevi hatırası ve devlet kuruculuğu adına; saygı, sevgi ve muhabbet ekseninde etkinlikler icra edilir.
Şeyh Edebali’yi anlatacak olanlar, önce onun hayatını ve nasihatlerini ciddi biçimde çalışmalı, idrak etmeli; sonra dinleyici ve izleyici karşısına çıkmalıdır. Çünkü Şeyh Edebali’nin en belirgin özelliği ‘edep’ idi. Hayatı boyunca edebinden asla taviz vermemiştir.
Bilecik’te bulunan türbesi ziyarete açıktır. Nasihatleri çoktur; ancak köşeme iki tanesini özellikle not düşmek isterim:
“Sabır; sükûnetle bir dikeni yutmak, o diken içini parçalayıp geçerken bile ses çıkarmamaktır.”
“Bir kişiye iki iş verme. Bir iş için iki kişi görevlendirme. Tanıdık ve hatır işi diye ehil olmayanı, hak etmediği makama getirme. Rüşvet yiyenin ise asla gözünün yaşına bakma!”
Bugün de yarın da; insanı yaşatan, adaleti esas alan, edebi merkeze koyan bu anlayışa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.