
Mustafakemalpaşa’nın hafızasına iz bırakan esnaflarından, 78 yıldır her haneye kahve kokularıyla girerek, güler yüzlü bir hatır bırakan, ‘Kurukahveci Hamdi’, dünya hayatını sessiz sedasız tamamladı.
94 yaşında hakka yürüyen Mehmet Hamdi Büyükşekerci, babasından miras aldığı kuru kahvecilik mesleğini sürdüren öncü ve ender esnaflardan biriydi. Mesut ve Mithat Büyükşekerci’nin babası olan duayen esnafın cenazesi, 23 Mayıs tarihinde Züferbey Cami’nden kaldırılarak, Lalaşahin Mezarlığı’nda dualarla son yolculuğuna uğurlandı.
BİR FİNCAN KAHVENİN UNUTULMAYACAK HATIRI
“Dürüstlük en büyük sermayedir, hiç bitmez” sözüyle hafızalara kazınan, ömrünü kahve kokuları arasında geçiren Hamdi Büyükşekerci, Mustafakemalpaşa Belediyesi’nin katkılarıyla 2018’de yayınlanan ‘Mustafakemalpaşa Değer Katanlar-1’ anı kitabında yaşamını ve mesleğine duyduğu tutkuyu şöyle anlatmıştı; “1931 yılında, Mustafakemalpaşa’nın Lalaşahin Mahallesinde üç katlı eski bir ahşap Rum evinde dünyaya gelmişim. Ortaokul üçe kadar okudum. Babamın, 1943-1945 yıllarında eski belediye binasının altında bir dükkânı vardı. 15 bin nüfuslu Mustafakemalpaşa’da kahve satardı. Babam 1945’te vefat etti. Ben de 1947 yılından itibaren baba mesleğine başlamış oldum. O günden beri yedi dükkân değiştirdim ve en son şu anki bulunduğum yere taşındım. O zamanlar satışlar azdı. Şimdi satışlar çok daha iyi. Nüfus arttı tabii. Ben babamdan öğrendim işi. O zamanlar esnaf olarak kahveci hiç yoktu. Herkes evinde yapıyordu kahvesini. Biz bir yenilik getirmiş olduk. Kahve deyip geçmemek lazım, kahve seçmek, kavurmak, öğütmek ve pişirmek sanat gibidir. Bu iş dikkat ister. Kahvenin de çok çeşitleri var. Lezzetli kahveyi bulabilmektir asıl mesele. Kahve Brezilya’dan gelir ama her Brezilya kahvesi Türk damağına uygun değildir. İyi seçmek gerekir. Kahveyi seçtikten sonra yapılacak iş kavurmak ve öğütmektedir. Çünkü damak tadına uyması için Türk kahvesinin un kadar ince olması gerekir. 70 yıllık iş hayatımda çok şeyler gördüm. Ülkenin ekonomik sıkıntısı olduğu dönemlerde kahve bulamazdık. İstanbul’a gider, bütün kurukahvecileri dolaşır, kahve versinler diye çok dil dökerdik. Babam, ‘Oğlum, dürüstlük en büyük sermayedir. Hiç bitmez’ derdi. Gelecek nesillere dürüst olmalarını, iyi çalışmalarını, yaptıkları işin hep iyisini tüketiciye sunmalarını, hileye kaçmamalarını, kazançlarına razı olmalarını tavsiye ederim. Unutmayın, ‘Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var.’