
Mustafakemalpaşa’da, iş ve siyaset dünyasının tanınan ve sayılan kanaat önderlerinden İbrahim Gültaş, 80 yaşında hakka yürüdü.
Evli ve 3 çocuk babası Gültaş, 3 Ağustos gecesi rahatsızlanarak kaldırıldığı Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Mustafakemalpaşa’nın markası ‘Peynir Tatlısı’nı üreterek, dışarıya pazarlanmasına öncülük etmesinin yanı sıra bir dönem siyasete de atılarak 80’li yıllarda, Anavatan Partisi’nin Mustafakemalpaşa’da teşkilatlanmasında aktif görev alan İbrahim Gültaş’ın vefatı, büyük üzüntüyle karşılandı. Leman Gültaş’ın eşi, Orhan, Hakan ve Tuncay Gültaş’ın babası İbrahim Gültaş’ın cenazesi, aynı gün Şeyh Müftü Camii’nde kılınan namazın ardından Lalaşahin Mezarlığı’nda dualarla son yolculuğuna uğurlandı.
İş, siyaset, eğitim ve spor cimasından birçok STK temsilcisi cenazeye katılarak, Gültaş’ın vefatı nedeniyle üzüntülerini ileten başsağlığı mesajı yayınladı.

ÖZAL’IN VURULMASINA TANIK OLDU, MARKA TATLI’YI TÜRKİYE’YE AÇTI
8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın, başbakan olduğu 1988 yılında vurulma anına tanıklık eden İbrahim Gültaş’ın adı, Mustafakemalpaşa ile özdeşleşmişti. Herkesin ‘İbrahim Ağabeyi’ olan ve hayatı Mustafakemalpaşa’ya hizmet etmekle geçen duayen esnaf bir diğer özelliği ise ‘Peynir Tatlısı’nı Türkiye’ye tanıtarak, raflarda yerini almasını sağlamak oldu.

MUSTAFAKEMALPAŞA’YA DEĞER KATTI
Efsane siyasetçi Mehmet Gedik’in yol arkadaşı olarak, Türk siyasetine damga vuran Turgut Özal ile birçok anısı olan İbrahim Gültaş’ın yaşamı, Mustafakemalpaşa Belediyesi tarafından 2018 yılında hazırlanan ‘Mustafakemalpaşa’ya Değer Katanlar’ anı belgeseline de aktarıldı. Gültaş, ‘Mustafakemalpaşa’ya Değer Katanlar-1’ anı kitabında, 21 yaşında girdiği ticaret hayatından, siyasete ve gençlere tavsiyelerine kadar yaşamını kendi dilinden kısaca şöyle anlatmıştı;
“1945 Mustafakemalpaşa doğumluyum. Ticaret hayatıma 1966 yılında başladım ve aynı yıl vergi mükellefi oldum. 1973’te kendi iş yeri açtım. Mustafakemalpaşa Tatlısı imal ettiğimiz bir süthane işletmesi, zamanla mandırayı büyüttüm. Kemalpaşa Tatlısı’nı dışarıya ilk pazarlayan kişi bendim. O vakitler tatlılar taze olarak satılırdı, uzun uğraşlar sonucu tatlımızı kuruttum ve uzun müddet dayanmasını sağladım. Vaktiyle Lalaşahin Mahallesi’nde bir işletmem vardı. Oradan kendi rızamla ayrıldım ve sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdim. İlçemizde düzgün bir otel yoktu. Gelen misafirlerimiz kalacak yer bulma sıkıntısı çekiyorlardı. Yöneticilerimize rica ettim, sağ olsunlar kırmadılar bizi. Nezih bir otel inşa ettiler. 1983 yılında Anavatan Patisi kuruldu. Zaten mandıracı olduğum için, köylülerle içli dışlıydım. Balıkesir ve Bursa ilçeleriyle diyaloğum çok iyiydi. Rahmetli Mehmet Gedik bizi parti yönetimine aldı ve aktif siyaset hayatına girmiş olduk. Aynı partide 1983 yılının sonuna kadar milletimize hizmet etmeye çalıştık. Allah nur içinde yatırsın; rahmetli Mehmet Gedik çok çalışkan bir kardeşimizdi. Onun yanı sıra arkadaş grubumuzun tamamı dürüst ve çalışkan insanlardı. Birbirimize gönülden bağlıydık. Hep birlikte Mustafakemalpaşa’mıza çok hizmetler ettik. Rahmetli Özal, Mehmet beydeki cevheri hemen anlamıştı. Onun gibi çalışkan kardeşlerimiz çoktu mecliste. Hepsini rahmetli Özal kendisi seçmişti. Mustafakemalpaşa’ya rahmetli Özal’ı beş kez getirdik. En son gelişinde Cumhurbaşkanı olarak bir açılışa gelmişti. Burayı çok sever, Mehmet Gedik’i hiç kırmazdı. Hayatımız bu yoğun tempoda devam etti. Hamdolsun, devam ediyor da. İnsanlara hizmet için çok çalıştık. Tüm arkadaşlar toplanır, sağ-sol demeden bir araya gelirdik. Her zaman toplanır, memleketimize nasıl daha iyi hizmet verebiliriz diye istişare ederdik. O vakitler yapmak istediğimiz bazı projelerimiz bu gün Sadi Bey kardeşimize nasip oldu. Yaşım 71, ama halen ülkeme, milletime, Mustafakemalpaşa’mıza hizmet etmeye devam ediyorum. Şimdiden sonra Sadi başkana ve onun hizmetlerine destek vermeye çalışıyorum. Biz eskilerden, büyüklerimizden duyardık, Mustafakemalpaşa esnafı farklıdır diye. Hakikaten dedikleri kadar varmış. Balıkesir ve çevre ilçelerin köyleri hep Mustafakemalpaşa’ya geliyorlarmış. Burası o akitler ‘kasaba’ olarak biliniyormuş. İlçemiz daha evvelden kervan yollarının kesiştiği bir ticaret merkeziymiş. 10 yıl öncesine kadar Susurluk, Karacabey ve Bandırma pazarlarını Mustafakemalpaşa esnafı dolduruyordu. Hem dükkânlarında ticaret yapıyor, hem de pazar sergilerinde perakende satışa çıkıyorlardı. Ben mandıracıyken Mustafakemalpaşa’dan İstanbul’a peynir yolluyordum. Ankara esnafı bizden süt alırdı. Tenekelerde sütleri kaynatır, arabalara yükler ve tam 12 saatte, o eski yolların kahrını çeke çeke Ankara’ya giderdik. İlk inek peynirini Mustafakemalpaşa’da ben yaptım ve Ankara’ya gönderdim. Gençtim o zamanlar, meraklıydım bu işlere. Yörsan Süt işletmelerini kuran arkadaşla tanıştım o dönemde. Benden peynir istediler. O zamanın şartlarına pek fazla peynir gönderemedim. Sonraları Yörsan’la çok çalıştım, epey ticaretimiz oldu. Allah nasip etti; ticarette önleri açıldı ve fabrikayı kurdular. Size hiç unutamadığım bir anımı anlatmak istiyorum. Bir gün kurultaydayız. Ben de kurultay delegesiyim. Kurultayda rahmetli Özal’ın vurulduğu anı unutamıyorum. Çok yakın oturuyorduk. Rahmetli Özal konuşmaya çıktı. Alkışlar, tezahüratlar. Bizim partimizin Zengeri vardı. Genel merkezden elektronik ses düzenini sağlayan kişidir. O da salonda uçak maketleri yapmış. Ses çıkartıyor, bazen patlama sesleri falan çıkıyordu. Turgut Özal konuşmaya çıktı ve birden birkaç patlama sesi geldi. Ben uçaklardan ses geliyor sandım ama birde baktım rahmetliye ateş ediyorlar. Birden silah bize doğru yöneldi ama tutukluk yaptı. O arada bir çatırtı koptu, her taraftan silah sesi gelmeye başladı. Yanımda oturan iri yapılı bir ağabey vardı, Çanakkale’den. Hemen o ağabeyin arkasına sakladım. Gençlik işte, mermi gelirse bana isabet etmesin. Onu siper aldım. O da heyecanla benim üstüme yattı. Ezildim altında. Olay geçince bir kalktık, her tarafımız kapkara olmuş. O an, hiç unutamadığım bir andır. Rahmetli Özal’la anılarımız çoktu. İzmir’e giderken Mustafakemalpaşa’dan geçerdi. Biz de hemen yola çıkar, otobüsü durdururduk. Hemen aşağıya inerdi. Rahmetlinin Mustafakemalpaşa’ya ayrı bir muhabbeti vardı. O sevgi ve muhabbete şahit olan genç arkadaşlarımız, şuan aktif siyasette başarılı olan kişiler. Sadi başkanı o dönemlerden tanırım. Yöneticilik onun ruhunda vardı. Öğretmenlik yıllarında gördüğü herkese bir ihtiyacı olup olmadığını sorar, insanlara kucak açardı. Yaşım 71, ahir ömrümde çok şeyler gördüm. Bu vesileyle gençlere birkaç tavsiyede bulunmak isterim. Evvela kendi işleriyle, daha sonra siyasetle ilgilenmelerini tavsiye ederim. Kendi işlerini bırakıp siyaset yapayım derlerse o zaman işlerini kaybedebilirler. O yüzden ilk önce işlerini garantiye alıp daha sonra da siyaset yapmalılar. Bu hususta tahsil çok önemlidir. Tahsillerini mutlaka tamamlasınlar. Bir dönem belediye başkan adayı olmam için bana çok ısrar ettiler ama tahsilim olmadığı için görevi üstlenmek istemedim. Sonra dürüstlük, en mühim şey! İnsanları asla aldatmasınlar, insanları aldatan aslında kendini aldatıyor demektir. Sevgili Sadi Kurtulan kardeşime şöyle sesleniyorum, ‘Çok çalışıyorsunuz, kendinize biraz vakit ayırın.’ Kendisine ve tüm belediye çalışanlarımıza Mustafakemalpaşa’mıza hizmet yolunda başarılar diliyorum.”
