uluslararası evden eve nakliyat uluslararası evden eve nakliyat uluslararası evden eve nakliyat
MustafakemalpaşaMustafakemalpaşa BelediyesiKemalpaşa TatlısıMücadele HaberKöşe Yazarları
DOLAR
44,4602
EURO
51,3222
ALTIN
6.365,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Çok Bulutlu
21°C
Bursa
21°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
15°C
Pazar Yağmurlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Hafif Yağmurlu
17°C

KEÇECİ ABDULLAH

KEÇECİ ABDULLAH



26.03.2026 19:00 | Son Güncellenme: 27.03.2026 11:34
A+
A-

Keçe, yün ya da pamuğun ıslak ortamda çiğnenip dövülerek liflerinin birbirine kaynaşmasıyla elde edilen ve yaygı, giysi, örtü yapımında kullanılan tarihi kaba bir kumaştır.         

Ebu Said Libabid, keçeciliğin piri olarak geçen isimlerden biriydi. Tepme keçe için gerekli olan işlemleri yerine getirmesine rağmen, yün liflerinin birbirine kaynaşmasını başaramadığı ve bundan dolayı ağladığı, gözyaşlarının düştüğü yerde bu işlemin gerçekleştiğini görmesi sonucu tepme işlemi sırasında su vermeyi öğrendiği ve böylece ilk keçeleşmenin bulunduğu bilinmektedir. Yüzyıllarca atalarımız keçe yaygıda otururken sade yaşamlarıyla huzurlu bir yaşam sürmüşlerdir. Keçeye yılan akrep gibi hiçbir zararlı hayvan yaklaşmazdı. Eskiler bu yaygılar üzerinde sağlıklı ve rahat uyku çekiyorlardı. 

Osmanlı Döneminde Konya, Diyarbakır, Afyon, Isparta, Uşak, Urfa, Bursa keçe üretim merkezleri olarak tanınmıştı.

Abdullah Keçeci, 1903 yılında doğdu. 1977 yılında 74 yaşında hayata veda etti. Mustafakemalpaşa ilçesinde keçecilik mesleğini başarıyla temsil etti.  Mesleği babası Keçeci Seyit Ahmet’in yanında çalışmaya başlayarak öğrendi. Babası 1916 da Çanakkale’den yaralı olarak gelmişti. Ayağı kangren olan babasını iki ay sonra kaybetti. 13 yaşında babasız, 3 kardeşiyle kaldı. Ailesinin geçimini o üstlendi.

İlçede tanınan, çalışkan iyi bir esnaftı. İkisi kız, ikisi erkek dört çocuğu vardı. Esmer, zayıf, uzun boyluydu. Takım elbise giyiyordu. Çevresinde sevilen biriydi. Köprübaşında ara içindeki dükkânında yıllarca keçecilik mesleğini sürdürdü. Yoğun işyerinde kalfalar çıraklar çalışıyordu. Mesleği boyunca 50-60 kalfa yetiştirdi. Kalfalara 6-7 yıl içinde yün ditme, yün atma, ayakla yün tepme, kalıba yün hazırlamayı öğretiyordu.

Yünler yığın halinde atölyenin bir kenarında duruyordu. Yünün atılması işleminde yay ve tokmak kullanılıyordu. Yay, yaş dut ağacı dalının iki ucundan iple bağlanmasıyla oluşan bir malzemeydi. Hünnap ağacından yapılan tokmakla ise yaya vurulmak suretiyle yünün kabartılması (atılması) sağlanıyordu. 

Reklam

Yünün hasır üzerine saçılmasından sonra keçe yüzeye su serpmek üzere bir kap ve küçük bir süpürge yanında bulunurdu. Keçeleştirmeyi sağlayacak nem için musluk suyu kullanılıyordu. Yerde bu şekilde defalarca üst üste yapılan katmanla keçeleştirmeyi sağlıyordu. Bu işlem daha eski yıllarda ise el veya ayakla yapılmaktaydı. Sırıkla birlikte rulo yapılarak kol ayak yardımı alınıyordu. Abdullah Usta kök boyadan deseni keçeye hazırlama esnasında herhangi bir kaynaktan yararlanmıyordu. Hayalindeki çiçek ve yaprak desenleri uyguluyordu. Boyayı çubuk ve sepki denilen araçlarla kullanıyordu. Boyayı saçıyor ve desenlerde hayal gücünü kullanıyordu. Renkli desenli kök boyayla yer halısı, yaygısı yapıyordu. Renklendirme işlemini lif halinde veya üretimden sonra yani kumaş durumunda iken yapıyordu. Çobanlara kepenek hazırlıyordu. Geniş bir bölgede dikişsiz kepenek yapan tek kişiydi. Kepeneklerin bazı bölümlerinde kök boyayla yaptığı desenler bulunuyordu. Hara ve Bursa Merinosun tüm ihtiyaçlarını karşılıyordu.

İlçenin yakın köyünde o Temmuz ayı bir çoban güveden korunması için beyaz kayanın üzerinde kepeneğini silkelerken koyunlara bakıp artarda düşüncelerini sıralıyordu: Koyunlar yılda iki kez kırkılmaktaydı. Keçeci Abdullah daha iyi diye Temmuz ve Ağustos aylarında kırkılan yünü istiyordu. Hazırlığa başlamak gerekir diye düşündü… İnsanlara yeni yaygılar, yeni desenli bir kepenek vermeliydi.                                                                                                                           

Koyun ve keçi yününden sopayla (atkım) ile yün ayırtarak işe başlıyordu. Çuvalla gelen yünü yıkıyor, kuruluyor, ayrıştırıyordu. Yere, geniş bir alana bir kat yün yayıyor, üst zemine sabunlu su serpiştirerek üzerine tekrar yün yayıyordu. 5-6 kat yün tabaka olarak bu işlemi sürdürüyordu. Kök boya dökerek desenler çiziyordu. Onu işyerinde her zaman yoğun ve hareketli görebiliyordunuz: Yün ayırtma işlemleri; elinle sıktırırken kolunla, ayağınla vuruyor, sertleştirip yoğunlaştırıp çeviriyor, sarıyor, vuruyordu.

El emeği keçe halı hasırın üzerine yaygı olarak seriliyordu. Duvara asılan; duvarda süs yaygı olarak kullananlar da oluyordu. Keçede canlı renklerle desenler uyguluyordu. Keçecilik mesleği bazen yorucuydu; yerde eğilerek çalışıyordu. Onun da hayalleri vardı. Rengârenk kumaşlar, iplikler, bunları kullanan modern insanlar.  1952 yılında bu hayalini yansıtacak işyerini oğlu Fikret için açtı. Keçeciliğin yanı sıra bu işyerinde yıllarca oğluna yardım edecekti.                                                        

1962 yılında köprübaşındaki işyerini zor durumda kaldığı için kapattı. Keçecilik mesleğini oğlunun tuhafiye işyeri arkasındaki imalathanede eşe dosta, yakın çevreye yaygı ve kepenek yaparak sürdürdü. Evi de aynı bahçe içindeydi.   

Günlük gazete okumayı, kitap okumayı seviyordu. Arapça okuyup yazabiliyordu. Öğle ve akşam kahvesini içerdi. Evine bazen yemekli, bazen yatılı her gün misafir geliyordu. 1977 yılında beyin kanamasıyla hayata veda etti. Çalışkan biriydi. Oğlunun tuhafiye dükkânında ona yardım etti. Keçeci Abdullah Bey’in yaşamıyla birlikte mesleği de noktalandı. Atölyesi yıkılıp yerine torunu İhsan tarafından hazır giyim mağazası açıldı.

Reklam
ETİKETLER: