uluslararası evden eve nakliyat uluslararası evden eve nakliyat uluslararası evden eve nakliyat
MustafakemalpaşaMustafakemalpaşa BelediyesiKemalpaşa TatlısıMücadele HaberKöşe Yazarları
DOLAR
44,2094
EURO
51,1606
ALTIN
7.094,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Çok Bulutlu
15°C
Bursa
15°C
Çok Bulutlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
9°C
Cuma Yağmurlu
8°C
Cumartesi Yağmurlu
9°C
Pazar Hafif Yağmurlu
10°C

GÜZEL BİR İNSAN, İYİ BİR ÖĞRETMEN; AHMET KOÇ

GÜZEL BİR İNSAN, İYİ BİR ÖĞRETMEN; AHMET KOÇ



15.03.2026 12:00 | Son Güncellenme: 16.03.2026 11:40
A+
A-

Kendisiyle konuşmaya başladığımda, kendisinin ön plana çıkarılmamasını, kahraman olarak gösterilmemesini isteyen mütevazı bir insanın mutluluğunu gördüm.

Öğretmenlik görevini yaptığı Van Gürpınar Çavuştepe Köyü’nden Mustafakemalpaşa Paşalar Köyü’ne 1963 yılında geldi. 22 yıllık öğretmenlik görevinin 3 yılını Van’da, geri kalan yıllarını Paşalar Köyü’nde tamamladı. Köyde yaptığı başarılı çalışmalar sonuç verdi. Sınıfın önünde kurulan kayıt masasına okullu olmak isteyen çocukları anneleri elinden tutarak getirdi. Üç yıl sonunda sınıf öğrenci mevcudu 39’u kız, 35’i erkek olmak üzere 74 kişi oldu. Çavuştepe Köyü’nde kaldığı üç yılın bitiminde rahatsızlanmış, saçları dökülmüştü.

Paşalar Köyü’nde 1963 yılında göreve başladı. Evliydi ve henüz iki küçük çocuğu vardı. Köyde motorlu araç yoktu. Komşu köy olan Karapınar’ın iki adet Austin arabası vardı. Bu araçlar iki köy halkını ilçeye götürüp getiriyordu. 1964 yılında Çakır Ali, Steyer arabasıyla yolcu taşımaya başladı.

Okul 1929’da yapılmıştı. İki katlı binanın alt katında öğretmen odası, yan tarafta lojman binası bulunuyordu. O tarihlerde Paşalar İlköğretim Okulu’nun müdürü Ali Hikmet Mandacı idi. Van Çavuştepe Köyü’nde iken 1961 yılında Urartularla ilgili kazılar yapılmış, Ahmet Öğretmen bu olayı yakından takip etmişti. Kazıyı yürüten Prof. Afif Erzen, Emin Bilgili ve Doç. Dr. Yusuf Boysan ile tanışmıştı. Sonraki yaşamında Paşalar Köyü’nde de bir kazı olayına tanık olacaktı…

1967 yılında Boynuzdere’den Çatal Dağı’na doğru orman içinden bir yol açılmak istendi. Köylüden “Ormana yeni bir yol yapılıyor” diye duydu. Merak edip gittiği o alanda gezinirken dozer aracının açtığı toprak yolda iri bir kemik diş buldu. “Bu insan dişi değil, hayvan dişi de bu kadar büyük olamaz” diye düşündü. İlgiyle araştırınca başka kırık kemik parçalarıyla da karşılaştı. Bulduğu dişi yanına aldı. Dişin minesi bile üzerindeydi. Okuldaki dolaptan müzeye koydu. Onun orada dururken bir işe yaramayacağını düşünerek bununla birlikte ilçede Kaymakam Kemal Hacı Yüzbaşıoğlu ile görüştü. Kendisine, “Siz bunun yerini daha iyi bulursunuz Hocam, Bursa’da bir müzeye götürün” dedi. Kemik dişi Setbaşı’ndaki Bursa Eski Eserler Müzesi’ne götürdü. Zimmetle teslim etti. “Nasıl buldunuz bunu? Maden Tetkik Araştırma da bu bölgede bir kazı alanı olabileceğini tahmin ediyordu” dediler. “Ama ilk ipucunu siz buldunuz” dediler.

Sonraki tarihlerde Paşalar Köyü’ne Finlandiyalı, İngiliz, Türk ve İranlı bilim adamları geldi. Köyde önce kendisini sorarak okulda buldular. Müdür olmuştu. 1969 yılından itibaren kazılara başlandı. Her defasında belli zaman aralıklarında kısa sürelerle kazı yaptılar. 1983 yılında Paleoantropoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Berna Alpagut düzenli olarak kazıyla ilgilenmeye başladı. İngiliz ve Finlandiya doğa tarih uzmanları, Amerika Birleşik Devletleri’nden ve Ankara Üniversitesi’nden çeşitli bilim adamları ortaklaşa çalışarak ilçenin doğa tarihini aydınlatmaya başladılar. Paşalar Köyü’nün 1 km güneyinde 15 milyon yıllık fosiller ortaya çıkarak kazı ülke çapında adını duyurdu. Kazı çalışmasındaki atlar, zürafalar, gergedanlar, filler ve daha birçok etçil ve otçul hayvan; özellikle filler büyük önem taşıyordu. Literatüre adı Gomphotherium Paşalarensis olarak geçen fil sadece bu yörede bulunmuştur.

Reklam

Ahmet öğretmen, tüm mütevazılığı ile Paşalar Köyü halkı ve öğrencileriyle olan güzel diyaloglarıyla yaşamına devam ediyordu. Köyde hazırladığı tiyatro oyunları ardı ardına sürdü. Bir gün başka bir oyun heyecanla sürerken yağmur yağmaya başladı, halk ıslanıyordu. Çevre köyden oyunu izlemeye gelenler sırılsıklam ıslanmalarına rağmen oyun bitimine kadar alandan ayrılmadılar. Köyde yaşayan yaşlılar içinde ülkesi için kahramanlık yapmış kişiler bulunuyordu: Mehmet Akçalı, Mehmet Kara, Ahmet Kırcalı ve Raşit Türker.

Düşman Bursa’ya doğru ilerlerken Mehmet Akçalı Yunanla mücadele sırasında gözünün birini kaybedip esir düşmüş, Yunanistan’a götürülmüş, ileriki tarihlerde geri gönderilmiş. Raşit Türker, kendi dedesiyle askerlik yapmış birisi. Topun başında çavuş iken topun kamasını erleri çekemeyip “Çavuşum olmuyor” demişler, kendi çekmiş ve top patlamış. Karşı tarafta duran iki katana (at) ölmüş. Raşit’i Divan-ı Harp’e vermişler. Topçu yüzbaşısı kurtulması için ona destek vermiş. Mehmet Kara ise köy içinde Kuvayi Milliye’ye yardımcı olmuş. Ahmet Kırcalı, 1. Dünya Savaşı’nda savaşırken köyüne gazi olarak dönmüş. Ahmet Öğretmen bir zamanlar kahramanlık yapmış bu yaşlı insanları her zaman korudu. Bayramlarda onlara itibar amaçlı özel masa kurdurdu.

15 Temmuz 1971 tarihinde köye kooperatif kurdu: Paşalar Köyü ve Civarı Orman Köyleri Kalkındırma Kooperatifi. Kooperatif üye sayısı 200 kişiyi geçti. Kooperatif köyün malı oldu, tomruk odun ihalelerini kooperatif yaptı. Para işlerine hiçbir zaman elini sürmedi.

Paşalar Köyü’nde elektrik yoktu, akşamları köy zindan gibiydi. Köyün geleceği için elektrik önemliydi. Elektrik için sürekli Köy Muhtarı Kamil İçer’e gitti. Yasal konularla kendisi ilgilendi. Köyde herkesten imza toplattı. Köyün yarısından fazla kişiden olumlu imza toplandı. İlçe kaymakamı imzaları götürünce “Ahmet Öğretmen yanlış yapmaz” dedi, işlemleri başlattı. 1978’de köye elektrik geldi.

Elektrik direkleri Bostandere Köyü tarafından getirilirken toprakta çukur açmak için uğraşan oğlu gibi sevdiği Osman, dinamit patlayıp taş fırlayınca gözünü kaybetti. Yumuşak kalbi yine görev başındaydı. Köye elektrik geldiği ilk gün açılış amacıyla elektrik şalterini bu kişiye, Osman Koç’a indirtti.

Kooperatif ve orman işlerinden sonra köylü para kazanmaya başladı. Ahmet Öğretmenin köyü ekonomik olarak kalkındıracak başka bir proje daha aklına geldi. İnegöl Süprüntü Köyü’nde mandıra işletmeciliği olayını duydu. Orköy diye bir teşkilat vardı. Oradan 23.000 liralık kredi alındı. Güzel bir adım atılmıştı.

Öncesinde köyde 3–4 kişi köyün sütünü toplayıp satıyordu. Bu kişiler kooperatif olayı ile işleri bozulacak diye korktular. Köyde oylamalar yapıldı. Ahmet Öğretmen “İnegöl Süprüntü Köyü’nü görün ve öyle karar verin” dedi. İtiraz edenler köyü görüp gelince “Hocam siz haklısınız” dediler. Orman İşletme Müdürü Sait Bey’i de aracı ederek köylüyü razı etti. Mandıra kuruldu. Bina yapıldı. Bir adet kamyon alındı. Bina içinde peynir yaparak İzmir’den makineler satın alındı.

1982 yılında işlemek için ilk sütü makinelere döktüler. Paşalar Köyü’nde o günden günümüze bu çalışmalar devam ediyor. Mandıranın kurulma aşamasında çok çaba sarf etmiş, yorulmuştu. Noter köprünün diğer yakasındaydı. Kişilere imza attırmak için tek tek her kişi için köprüden gidip geliyordu. Günümüzde Paşalar Köyü yoğurdu ve peyniri sevilen ürünler olarak hâlâ bakkal ve marketlerde satılıyor.

Emekli olduktan sonra 1989 yılında köyden ayrıldı. Köydeki son yıllarında köyün Boynuzdere suyu Göbel’e verilmek isteniyordu. Resmî heyet de bunu kabul etmişti. Köylü köye ait su kanalları projesi üretince su verilmedi.

Ahmet Öğretmenin çocukları: Sevinç, Ali, Orhan, Zeliha ve Hami Koç. Çocukları tahsil gördü ve meslek sahibi oldular. Dokuz torunu var. Eşi Semiha Hanım’ı (nüfusta Semiha, kendi Sabiha diyordu) 8 Haziran 2011 yılında kanserden kaybetti. Emekli olduktan ve köyden ayrıldıktan sonra köyle olan diyaloglarını kesmedi.

Paşalar Köyü’ne ve köylüsüne candan teşekkür ediyor, “Onlar sayesinde hayatta itibar gördüm, kendimi ifade etme imkânı buldum” diyor.

Konuşmamız sırasında mütevazı, kibar gülümsemesiyle sürekli, “Beni bir kahraman olarak yansıtmayın, sadece insanlarla yan yana, halkın içinde olmak beni her zaman mutlu etti” diye tekrarladı.

01.01.2022 tarihinde vefat eden Ahmet Koç öğretmene Allah’tan rahmet diliyoruz. Ruhu şad olsun.

Reklam