30 Aralık 2025 Salı sabahı rehberimiz, kafilemizi otelden aldı, gece -10 derece soğukta, kar ve buzun etkili olduğu bir havada 2. gün gezimiz başladı.
Merkez Nevşehir, Kaya Şehir, Meryem Ana Kilisesi… Muşkara, Nevsehir’in eski ismi. Nevşehir, ‘Yenişehir’ demek, İpek Yolu’nun da geçtiği yerdir. Her tarında yer altı şehirleri var. Nevşehir depolama şehridir. Bu depolarda patates, salça, reçel, turşu, meyve, sebze var. Buraya yakın olduğundan Mersin’den gelen tırlar dolusu limon bu yeraltı depolarında korunabiliyor.
KAYMAKLI ŞEHRİ: Buraları dünya mirası, 200 adet yeraltı şehri var ama iki adet tescilli yeraltı şehri bulunuyor. Gezilecek yerler sadece yüzde 10’u ve sığınak tünelleri, dibek taşı, erzak deposu, güvenlik için kullanılıyor.
UÇHİSAR: Volkanik bir arazi, on ikiz taşı hayatın bir taşı. Buranın özel taşı, taş işlemeciliği çanak, çömlek işlemeciliğinden daha eski. Hacı Bektaş Taşı, Kapadokya Taşı, Erdal ve Burak Doğal Taş ve ONYX Taşı Atölyesi’nin satış yerine uğradık.
ORTAHİSAR: Bu kasabada da yeraltı depoları meşhur, Patates günleri fuarı, ‘Hamsi Bizden, Limon Sizden Festivali’ yapılıyormuş, Ortahisar Panorama manzara ve seyir terasında çay, kahve içildi, resimler çekildi. Yol boyunca balonların kalktığı yerler, at çiftlikleri, develer vardı. Bunlar turist için.
3 hisar var; Uçhisar, Ortahisar, Beşhisar (Ürgüp’ün eski ismi).
AVANOS: Arazisi düz, burada üç katın üzerine inşaat yapmak yasak. Avanos ilçesinin ortasından Kızılırmak geçiyor. Neden Kızılırmak denmiş? Sivas’ın İmranlı ilçesi Kızıldağ’dan doğduğu için bu isim verilmiş. Türkiye’de doğan ve Türkiye’de kalan en uzun yerli ırmak Kızılırmak’tır. Türkiye’nin iki uzun ırmağı daha var, ama bunlar Fırat ve Dicle Türkiye’de doğup Suriye’ye akıyor.
Kızılırmak üzerindeki köprüden karşı tarafa geçtik. Burasının yöresel lezzetlerinden çömlek kebabını doğal ortamda, Avanos restoranda mağarada kafile olarak yedik. Kafileler, gruplar bir gün önceden siparişlerini verip randevulu gidebiliyor. Yediğin kebabın çömleğini hediye olarak alabilirsin. Yerli turist sadece Bursa grubu olarak biz vardık. Hava kar kış olmasına rağmen yurt dışından gelen yabancı turistler çok daha kalabalıktı.
Ürgüp’ten çok değerli insanlar çıkmış. Bunlardan biri halk ozanı Refik Başaran. 1934 yılında Ankara’da bir konsere 4 kişi davet ediliyor, bunlardan biri de Ürgüplü halk ozanı refik. Bu konseri izleyen Atatürk, ozanı yanına çağırıp ismini soruyor, ‘Ürgüplü Refik’ diyor. Atatürk, ‘senin soyadın yok mu’ diye sorunca ozan, ‘Paşam bizim oralara soyadı gelmedi’ diyor. Atatürk’te, ‘senin soyadın Başaran olsun’ diyor.
SEN OLASIN ÜRGÜP
“Şen olasın Ürgüp, dumanın tütmez,
Kır atım acemi konağı tutmaz,
Oğlum Ahmet küçük, yerini tutmaz,
Cemalim, Cemalim algın Cemalim,
Al kanlar içinde kaldın Cemalim.” (Ürgüplü Halk Ozanı Refik Başaran)
Ürgüp’ün tarihi yerlerini, çarşılarını gezdik ve saat 19,00 sıraları dönüş yolculuğumuz başladı. Yine geldiğimiz yol güzergâhını takip ederek 12 saat sonra 2025 yılının son günü Çarşamba sabah saat 05.00 sıraları evlerimizdeydik. Gidiş ve dönüş 24 saat. Gidiş, Kapadokya gezisi ve dönüş toplam 1900km. Kaptanlarımıza, rehberimize, gezi misafirlerimize teşekkür ediyorum. Ben de gezi notlarımı ilçemizin tek resmi gazetesi Mücadele’de yazıp halkımıza faydalı olma gayretindeyim.