İnsan, yaratılış gereği hata yapmaya meyillidir. Ancak insanı yücelten şey, hatasız olmak değil, hatasını fark edip ondan dönme erdemini gösterebilmesidir. Bu erdemin adı, özür dilemektir.
Özür dilemek yalnızca bir pişmanlık ifadesi değil, aynı zamanda tevazünün, olgunluğun ve dini bir sorumluluğun göstergesidir.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâla, “Kim bir kötü-lük yapar veya kendine zulmeder de sonra Allah tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur” buyurarak (Nisa Süresi/110) affın kapısını pişmanlıkla çalanlara açık olduğunu bildirir. Bu ayet, sadece Allah’a yönelen tövbeyi değil, insanlara yapılan yanlışlarında telafisini kapsar.
Sevgili Peygamber Efendimiz, “Hepiniz hata edersiniz, Hata edenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir” buyurarak (Sünen-i İbn Mace, Zühd.30.), özür dilemenin bir zayıflık değil, bilakis bir kulluk bilinci olduğunu ifade etmiştir. Çünkü özür dilemek, kişinin nefsine karşı verdiği bir savaştır.
Kibir, insanı hatasını örtmeye iterken; iman, hatayı kabul edip düzeltmeyi emreder. Özür dilemek, toplumsal barışın da anahtarıdır. Kinle yürüyen yollar, bir özürle çiçeklenebilir.
Kırgınlıklar, bir ‘affet beni’ cümlesiyle son bulabilir. İslam, sadece birey ile Allah arasında değil, insanlar arasında da arınmayı ve bağışlanmayı ister. Bu yüzden Hz. Peygamber, helalleşmeden ahirete göçmeyi büyük bir vebal olarak görmüştür. Özür dilemek, güçsüzlük değil, tam tersine, güçlü olmanın işaretidir. Gururu bir kenara bırakmak, kırılmışlığı tamir etmek için en büyük cesarettir ve ne yazık, bu başaranlar azdır, Özür ve affetme, iki yönlü bir yolculuktur.
Bir kişi kendinden özür dilediğini söylediğinde, aslında ikinci bir adım da beklenir, affetme.
Affetmek, hem kendine hem başkasına sunulan bir armağandır. Ancak affetmeden sadece özür dilemek, yaraların kapanmasını sağlamaz. Affetmek kolay değildir. İnsan, incinmişliğin derinliğini, ihanete uğramışlığın acısını hisseder. Ama affetmek, o acıyla yaşamaktan kurtulmanın yoludur. Ve bu yolculukta, özür dilemek ve affetmek birbirini tamamlar. Gerçek olgunluk, kendinle barışmanın yan sıra, karşı tarafın duygularını da önemsemektir. Bir ilişkinin, bir dostluğun ya da toplumsal bağların sağlamlığı, Karşılıklı saygı ve sorumluluk bilinci üzerine kurulur. Tek tarafı pişmanlık ya da özür, bu bağı onaramaz. Kendinden özür dilemek önemli bir adımdır, içsel Sorgulamanın, vicdan azabının işaretidir. Ancak insan, yaşamı boyunca yaptığı hataların sorumluluğunu gerçek anlamda taşıyabilmek için, başkasından özür dilemeyi, hatalarını açıkça kabul etmeyi öğrenmelidir. Tevazu, sadece kendine dönmek değil, aynı zamanda kırdığın kişilere dönüp, ‘üzgünüm’ diyebilmektir.
Rahman ve Rahim, Kadir ve Muktedir, Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Ya Rabbi bu Cuma günümüzü hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.