Bizleri bu yılda mübarek Ramazan ayına kavuşturan Cenab-ı Allah’a sonsuz hamd-ı senalar, şükürler olsun. Mübarek Ramazan ayını, ömrümüzün son Ramazanıymış gibi hakkını vererek yaşama gayretinde olalım. Kendimize şöyle bir soru sorsak nasıl cevaplarız acaba? Ramazan’ı İslâm’da diğer aylardan farklı kılan asıl etken ne olabilir?
Ramazan’ı mübarek kılan, 11 ayın sultanı mertebesine yükselten asıl sebep nedir acaba? Oruç tutmak mı? Teravih kılmak mı? Fitre vermek mi? İtikâfa girmek mi? Bu soruyu hikmetli kitabımız Kur’an’a sorsak, nasıl bir cevap alırız acaba? Öncelikle şunu ifade edelim ki, Kitab-ı Hâkim’de adı geçen tek aydır Ramazan ve bir sıfatı zikredilir hemen. “Şehru Ramazanellezi ünzile fihi’l-Kur’an (Bakara 2/185). Mealen: Kur’an’ın indirildiği Ramazan ayı. Yani Ramazan’ı mübarek kılan Kur’an’dır. Kur’an bu ayda inmeye başladığı için Ramazan hususi bir değer kazanmıştır. Ramazan’ın kıymeti, Kur’an-ı Azimuşşan’ın bu ayda inmeye başlamış olmasından gelmektedir. Ramazan’daki bütün farklı ibadet ve hayır-hasenat, aslında Kur’an’ın doğum ayını kutlama gayesine matuftur.
Peki, nasıl kutluyoruz Kur’an’ın doğumunu? Bir ay boyunca oruç tutarak yani nefsimizi tutarak. Geceleri teravih adında ilave nafile namazlar kılarak, bol bol salada vererek, hatimler okuyarak. Sanki vahy-i ilahi, kalb-i Muhammedi’yi tenvir etmeden evvel, o kalbin sahibi Muhammed Mustafa (SAV) hangi aşamadan geçmişse, biz de bir nevi O’na öykünüyoruz. Bu vesileyle, kalbimizi gâh hikmetli Kitabın nurlu manalarına açık olmaya, gâh-vahy-i nebeviye değil, ama-salihlere mahsus ilhâmat-ı Rabbaniyye’ye mazhar olmaya hazır bir kıvama getirmeye çalışıyoruz aslında. İşte Ramazanı kendi hayatımızda mübarek bir kıvamda yaşamak istiyorsak, bu ayı tahannüs ile fiziki olarak mümkün değilse bile kalbi bir inziva ile yaşamaya çalışmalıyız. Böyle bir manevi şuur ve farkındalık neticesinde bu ayda inmeye başlamış olan mübarek Kur’an-ı okuyup anlamaya çalışırsak, Muhammedi bir yol tutmuş oluruz. Ramazan’ı mübarek kılan, Kur’an’ın bu ayda inmiş olmasıysa, benim Ramazan’ımın mübarek olması için de Kur’an’daki hakikat ve hikmetlerin benim gönlüme inmiş, orada yerleşmiş olması gerekir. Bu noktada Kur’an’ın hakikati nedir? diye sorulabilir. Kur’an, bize kâinattaki çokluğu, parçalanmışlıktan, bölünmüşlükten kurtararak ‘Ehad’ olanın birliğine irca etmeyi öğreten hikmetler buyruğudur. İlk emri de harf ve kelimeleri toplayarak, birleştirerek okumak anlamındaki ‘İkra’ dır. Şu halde Kur’an’ın hikmetli manalarına aynalık yapabilecek bir kalbin, öncelikle ‘Ehad’ı tanıyıp kanattaki ‘Ehadiyet’in sırrına mümkün mertebe erebilmesi gerekir. Bu Ramazan’daki manevi yolculuk ve tahsilimizin, Kur’an’ın muciz beyanı ve hikmetli manalarına aynalık yapabilecek, kesretteki vahdeti vüsati nisbetin de keşfedebilecek selim bir kalbe sahip olma uğrunda bizi yetiştirip pişirmesi niyazıyla…
Bugün Ramazan ayının 8. günü ve bugün 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü.
31 Mart 2024 Mahalli Seçimlerine de 13 gün kaldı. Çok önemli günlerden geçiyoruz, Katil İsrail’in, Filistin’deki Gazze’deki Kudüs’teki katliamın zulmünü unutmayalım. Hayırlı haftalar.