Değişim kelimesi son yüzyılın tılsımlı kelimelerinden birisidir. Bu kelimenin tılsımlı hale gelmesinin temel nedeni, belki de içinde umudu barındıran bir özelliğinden dolayıdır.
Gerçekten de değişim beklentisi, ekonomik ve sosyal alanlarda beklentilerin artması sonucunda toplum üzerinde ciddi bir baskı oluşturur. Sanattan siyasete, spordan kültüre ve ekonomiden eğitime kadar birçok olanda büyük beklentiler değişimi tetikleyen unsurlar haline geliverirler. Bunun örneklerini Türk siyasi hayatında oldukça sıklıkla görebiliriz. Gerek bizim ülkemizde ve gerekse diğer ülkelerde umut beslenen değişim taleplerine daha sıklıkla rastlamamız oldukça kuvvetli bir ihtimal. Çünkü bugünün sorgulayan nesillerinin elinde geçmişte olmayan o kazlar büyük imkânlar var ki neredeyse bir kişi ile bir ordunun yapabileceklerini gerçekleştirme kapasitesine sahipler. İdeal insan tipinin felsefesinin yapılmasından çok, bizatihi kendisini görmek istiyorlar. Karşılığı olmayan ahlaki söylemler tepki çekiyor. İnsanlar, ahlak denen kavramın ete ve kemiğe bürünmesini bekliyorlar, söz değil, eylem bekliyorlar. Haksız da değiller.
Toplumdan beklenti içerisinde olan her kuruluşun mutlaka uygulanabilir, somut örnekleri üretmesi kaçınılmaz bir gerçeklik. Dini alanda bile insanlar konuşulanlardan çok hayatına uygulayan insanlara saygı duyuyor, itibar ediyorlar. Toplumsal hayatımızda belli aralıklarla yaşadığımız değişim ve dönüşümlerin ülkemizin kalkınmasında ve refahında önemli katkılar sunması en büyük beklentimiz. Geçmişte yaşadığımız güçlü Türkiye mottosunu yakalayabilmemizin yegâne yolu, umut kaynaklı değişim hareketlerini anlama ve yönetme kabiliyetimizden geçecek.
“Kimseyi hakir görme. Kibirliye karşı kibirli olmayı farz bil.” (İmam Maturidi -Nasihatname)
NOT: Murat Güçyılmaz-Araştırmacı-Yazar/Bursa
Sağlıklı, huzurlu, ilmi, maddi ve manevi, bereketli haftalar diliyorum.